Ordu sonsöz

Ahlat evladım!

Bugün hava güzel dedim ki hanıma; Haydi kalk giyin de çıkalım biraz, Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor. Çoluk çocuk cümbür cemaat Piknik yapalım ne dersiniz ha? Ev halkı uçtu yihhu aslan baba sen çok yaşa.. Yılan bir yandan bizse diğer taraftan dokuz dolambaç yolunda kıvrılarak ilerliyoruz Barış maço eşliğinde.. Nihayet vardık Mesudiye Keyfalan yaylasına aman […]

01 Aralık 2018 - 23:08 'de eklendi ve 547 kez görüntülendi.
Ahlat evladım!

Bugün hava güzel dedim ki hanıma; Haydi kalk giyin de çıkalım biraz, Bak cıvıl cıvıl kuşlar uçuyor. Çoluk çocuk cümbür cemaat Piknik yapalım ne dersiniz ha? Ev halkı uçtu yihhu aslan baba sen çok yaşa.. Yılan bir yandan bizse diğer taraftan dokuz dolambaç yolunda kıvrılarak ilerliyoruz Barış maço eşliğinde.. Nihayet vardık Mesudiye Keyfalan yaylasına aman Allahım bu ne muhteşem bir manzara koştukça koştu, coştukça coştu çocuklar. Çınar, küçük oğlum çağırıyordu orman gülleri ardından;

-Baba bu neee  -Ahlat  -Neee

-Ahlat, Ahlat

-Nasıl ah latayım babaa, çok komiksin. Uçurum başında oğluma bakıyorken; beni ah latan siyasetçiler, müşteriler, dost bildiklerim gerçek gibi duruyordu gözümün önünde. Nasıl da geçivermiş zaman, ne güzel cevap vermişti küçük oğlum. Omuzuma inen bir el, o ne çınar. Baba ne o,

Büyük oğlum Tahsin Kaan ile göz göze geldik, gülümsedim, Ahlat dedim. -Neee

-Ahlat, ahlat evladım.

-Yenir mi?   -Ayıların en çok sevdiği…Yiyebilir miyim Anne diyerek elindekini uzattı çınar. Özgül; çocuklarımın annesi, onurlu ve omurgalı duruşundan taviz vermeyen hayat arkadaşım. Eşliği, anneliği ve işini severek yapan kadınım. Aslında anaokulu öğretmeni ve sıfır on sekiz yaş aralığında çocuğu olan ailelere danışmanlık yapmak üzere; Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığın da kırk beş gün eğitim alan Ordu dan giden ilk iki kişiden birisi. Birlikte  tiyatro eğitimi aldığımız arkadaşım. Profesyonel spiker ve sunucu. Özel sektörde stajerliği kalkmış bilgisayar öğretmeni. Belediyecilikte özellikle sosyal ve kültür alanında Yılların birikimiyle oluşan iş bilgisi… Sadece sanatı sevdiğinden, anaokulu öğretmenliğini yapmayan sultanım. Özveriyle on altı yıldır belediye kültür sosyal işler biriminde; dernek ve taşeron elamanı olarak çalışan yıldızım. Belediye yönetimi tarafından Yani devleti idare edenlerce, Ahhh latılan Öz gülüm. Çınarın elini tutarak; oyyy, yerim senin minik ellerini, ver bakayım. Yıkayalım hadi deyip su kaynağına giderken büyük oğlum Kaan,

-Baba yenir mi?

-Elbette oğlum. Doğal, yaban armudu işte.. Doluydum; çirkinliklerden, çirkefliklerden, ikiyüzlülüklerden, ahde vefasızlıklardan, sırtlan gülümsemelerinden ve önüme konulan ötekileştirmelerden sıkılmıştım. Ne İsaya ne Musaya …. Boşuna mı? Alçaklardan kaçıp koşmuştum buralara,  boşuna mı?

-Ahlat, Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır.

Siyasi partiler de ilk oluşum dönemlerinde gülgillerdendir. Sonra üzerine aşı yapılır. Meyve dut ağacı ise üzerine siyah hadi daha renkli olsun beyaz, olmadı kırmızı, hayır tatlı off bir tarafı ekşi olsun der aynı gövdeye farklı farklı cinsleri aşılar durursun.  Ahlat ağacı saftır, doğaldır sen onu biçimlendirir isteğine göre armut vermesi için aşılarsın. Önce çiçek açmasını sonra meyve vermesini beklersin. Meyve hasat zamanı dolmadan yersen hoşnutsuz olursun. Zamanı dolduğunda iyi dir. Hasat eder bir kenara koyarsın. Zaman onu daha da olgunlaştırır.

Birgin göynüdüğünü gördüğünde olgunluk zirvesindedir Ahlat! Meyvenin kabuğunu elle tutar soyarsın. Kahve görüntüsü ve muhteşem aroması vardır. İşte o zaman yedisinden yetmişine her kesime hitap eder Ahlat. Tıpkı ileri demokrasi uygulayan ülkelerdeki siyasi partiler gibi. Eğer ahlat biraz daha, biraz daha olgunlaşsın, tatlansın dersen; Ahlatta önce şekil bozukluğu sonra su sızıntısı ve ardından da pis bir koku salınır ortalığa, artık ahlat çürümüştür. Kaçmak istese de diğer Ahlatlar zordur konuldukları sandıktan çıkmaları..  Bir çürük ahlat istese de, istemese de en yakınındaki ahlatları da çürütecektir. Mesele ilk çürük ahlatı, çürümeye yüz tuttuğunda sandıktan alıp çöpe atmaktır. Yoksa sağlam ahlatlar da ilk çürük ahlata olan yakınlıklarına göre çürüyecektir. Sen başlarsın bu tip çürümeye yüz tutmuş ya da çürümüş ahlatları  seçmeye ve kaldırıp atarsın çöplüğe ya da savurursun bahçeye,  haydeeee…. Kim söylemiş beni, Süheyla’ya vurulmuşum diye. Kim görmüş ama kim elene yi öptüğümü. Yüksek kaldırımda güpe gündüz Melahat’i almışım da sonra Alemdar’a gitmişim öyle mi. Onu sonra anlatırım fakat Kimin bacağını sıkmışım tramvayda. Güya Galata’ya dadanmışız. Kafaları çekip çekip orada Alıyormuşuz soluğu Onu da sonra anlatırım. Ya o Mualla’yı sandala atıp Ruhunda hicranını söyletme hikayesi.. Geç bunları anam babam geç bunları. Bir kalemde Bilirim ben yaptığımı.

YanıtlaYönlendir    Keskin C

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER