Ordu sonsöz

İSTİDATLARA GÖRE YÖNLENDİRME

İlim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsin. Bu nice okumaktır. İnsanın başına bir sıkıntı geldi mi, Rabbine yönelip O’na yalvarır. Sonra Rabbı ona katından bir nimet verince, daha önce yalvardığını unutarak yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya kalkar. De ki ona, İnkarcı tutumunla biraz eğlene dur bakalım. Gerçek şu ki, sen ateşi boylayacaklar […]

25 Şubat 2018 - 18:15 'de eklendi ve 188 kez görüntülendi.


İlim, ilim bilmektir. İlim, kendin bilmektir.
Sen kendin bilmezsin. Bu nice okumaktır.
İnsanın başına bir sıkıntı geldi mi, Rabbine yönelip O’na yalvarır. Sonra Rabbı ona katından bir nimet verince, daha önce yalvardığını unutarak yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya kalkar. De ki ona, İnkarcı tutumunla biraz eğlene dur bakalım. Gerçek şu ki, sen ateşi boylayacaklar dan birisin.
Bu adam mı yoksa ahiret kaygısıyla ve Rabbinin rahmetine nail olma ümidiyle gece vakitlerinde secde ederek, ayakta durarak kendini ibadete veren kişi mi daha iyidir. De ki, hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl, izan sahipleri bunu anlar. (Zumer 9.10)
Gerçek hayatımızın geleceğe yönelik tarafı EĞİTİMDİR. Eğitim, insanları ya çağların ötesine taşır veya çağların gerisine atar. Seçim bireylere ve bireyleri yöneten idarecilere aittir. Kelile ve Dimne isimli eserde, kuşların avcının ağına düşme hadisesi anlatılır. Akıllı kuş liderlik yapar. Kuşları dinlendirir. Kuvvetlerinin dağılmasını önler. Avcı gelirken bir emirle bütün kuşların kanat çırpıp avcının ağından kurtulmalarını sağlar. Bu sanki bir ayetin tercümesidir.
Eğitim, devletimizin, yöneticilerimizin, yazarlarımızın, düşünen insanlarımızın, okuyan ve okutanın temel meselesi oldu. Çok şükür ki, eğitimi dert olarak sırtımıza yüklendik. Artık, EĞİTİM diye bir derdimiz var. Çocuğu yeni doğan hanımefendi bile çocuğunun eğitimini düşünür hale geldiyse iyi yolda gidiyoruz demektir.
Geçen hafta, Hayrettin Karaman hocamın yazdığı yazı, eğitimin başarıya ulaşması için adeta bir kitabın önsözü gibiydi. Muhterem hocamın bilgi ve belgelerine harfiyen iştirak etmemle beraber birkaç bilgi ile katkıda bulunmak isterim.
1- Acilen eğitim şurası icra edilmelidir. Şurada bu ve nice değerli bilgiler değerlendirilmelidir.
2- 4+4+4 Eğitim yolculuğunda istidatlara göre yönlendirmeler yapılıp sahasında dehalar yetiştirilmelidir.
3- Küçük yaştan itibaren yönlendirmeler yapılacağı için 12 yaşında yeniden İmamı Azam yetiştirmemiz mümkün olacaktır.
4- Bunları eğitecek öğretmenler sıkı bir eğitimden geçirilmelidir. Onlara, bu milletin kaybedecek zamanı olmadığına inandırılmalıdır.
5- Devlet, STK’lar, zenginler, bilgi ve becerisi olanların bu dahi çocuklara her tür katkıda bulunmaları zaruridir.
6- Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK asla icatlar için yürüyen talebelerin önlerini kesmeden ufuklarını açmalıdırlar.
7- Dahi ve mucit çocukların hocalarını her tür dünyalık gailelerden uzak tutup işe sarılmalarını sağlamalıyız.
8- Her sınıfın başında ki Muallimler, öğrettiğini öncelikle kendilerinin yaşamalarını sağlamalıyız.
9- Her eğitim kurumu yeniden düzenlemelere tabi tutulmalı, yeni açılacak eğitim kurumlarının gelecekle ilgili hedefleri büyütülmelidir.
Her alanda dünyanın en iyisini yetiştirmek bu milletin en büyük hedefi olmalıdır. Eğer çocuk, meslek ile ilgileniyorsa, mesleğe yönlendirilmelidir. Sözel yönü ağırlıklıysa, sözele yönlendirilmelidir. Kuran’a meyli varsa oraya yönlendirilmelidir. Bu işlemler, çocuğun içine şeytanlar dadanmadan taranıp yönlendirmeler yapılmalıdır. İlla ki, iyi bir dini eğitimden geçirilmelidir. Ve bu eğitim; sıkmadan, eğmeden, bükmeden, sevgi ile ve yaşanarak verilmelidir. Diğer ilimlerde ise zirvelere çıkması için her tür maddi, manevi yardımlarla takviyeler yapılmalıdır.
Hali hazırda, bütün eğitim kurumlarında bulunan yöneticilerin ve çalışanların sorumlulukları vardır. Kendisine teslim edilmiş gençliğin yetişmesinden sorumludurlar. Allah, ne binaları yaptın, ne bölümleri açtın, makamda kimlerle görüştün, ne yedin, ne içtin diye sormayacak. Sana teslim edilen evlatları Allah yoluna, millet sevgisine, Bayrak sevgisine nasıl yetiştirdin, diye soracaktır. Sorumluluk zor zanaattır dostlarım. Ateşten gömlek giymenin zamanı geçti. Fitnenin fokur, fokur kaynadığı bir dönemde yaşıyoruz. Ve gömleğimiz ateştir. Görev yerlerimiz ateşin yandığı ocaktır. Bizim görevimiz ateşi söndürmek. Sulh ve sükûn içinde hizmetlerimizi yapmaktır.
Yukarıda zikrettiğim ayeti kerimeyi bu duygu ve düşüncede okumanızı istirham ediyorum.
Selam ve dualarımla.
Saim ORAL, İstanbul Medeniyet Üniversitesi 22.02.2018

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER